ama arkadaşlar iyidir



28.06.2012

- aptalsın bence.
- rüyamda yüzümü yıkıyordum. yıka yıka çıkmıyordu yüzümün kirpiği. o kadar çok dökülüyordu ki kirpiklerim, dökül dökül bitmiyorlardı. annem beni hiç kirpi kafalı oğlum diye sevmedi. ama aksi kafalı oğlum diye sevmiş olabilir. sen beni kirpi kafalı sevgilim diye sever misin.
- bazı şehirlerde kar her yağdığında tutmaz biliyorsun. zemin de önemli.
- mevsim meselesi miyim ben.
- sen tam bir meselesin, mesafenin ta kendisisin, esef senin selefin.
- çorba yaptın ve çorbayı karıştırırken gözyaşların içine aktı biliyorum.
- sevmediğim çocukları çorbalarıma garnitür niyetine doğrarım.
- sen bana aşık olursun. yedi aylık filan ömrü olur aşkınımızın. fal baktırırsın bolca.
- maç başlayacak birazdan.
- maç izlemezsin ki sen.
- benim ne zaman ne yapacağımı sen ne cüretle kestirirsin.
- siz mutsuz çocuklar, belli bir toplanma yeriniz var mı, ben de geleyim bi gün yanınıza.
- aptalım bence.

24.06.2012

23.06.2012


bastiani kalesi'nden tatar çölü'ne bakan giovanni drogo'nun gözleri. - 23 haziran

doğumgünüm. biraz çalıştım gündüzün. akşamın dışarı çıktım, hastanedeki bir arkadaşımı ziyaret ettim, çok iyi geldi bana, bana uğurböcekli bir mandal verdi, yakama tutturdum. biraz gezindim. baktım izmir'in tadı yok, izmir uyukluyor bana. eve çekildim, çekilmeden önce lojmandaki şu ufaklıklara cama atınca yapışan ve dönerek aşağı doğru ilerleyen örümcek adamlardan aldım, onların bu halini doğumgünü hediyem olarak belirledim.



21.06.2012

it gibi çalışmak



kadınlar uzaktan çok güzel

20.06.2012

Konu: 2010 yılının İzmir'i… İnşaat sektörüne üretim yapan büyük bir fabrikada mühendis olarak çalışan Bozca Adam ve kendisi, fabrikasının yerleşkesinde bulunan bir lojman odasına taşınır. Bozca Adam, taşınma gününde ve sonrasında işe yarar tek bir insanla tanışmaz ama kendisiyle tanışması o güne rastlar. Her ikisinin de kimsenin yardımı olmaksızın eşya taşıyor olmaları ilginç bir tesadüftür. Kendisi ve Bozca Adam, iş haricindeki zamanı birlikte geçirmeye ve gitgide daha iyi arkadaş olmaya başlarlar. Neden sonra anlarlar ki, aslında iş hayatları ve dışındaki zaman arasında bir ilişki vardır ve aldatılmaktadırlar. Durumu keşfetmek, onları aşk hayatlarını yeniden gözden geçirmeye ve birbirlerinden destek almaya itecektir...
Dünya'nın usta yönetmeni BozBulanık’dan aşk, nezaket ve yalınlığın görsel şölene dönüştüğü muhteşem bir başyapıt.
Konu: Bozca Adam ailesini terk edip birkaç şehir değiştirdikten sonra Eskişehir'e yerleşip nazik bir araştırma merkezinde garip bir işe girmiştir: Atomları saymak! İzmir'de arkadaşı olan Boz Bulanık birden ortaya çıkar ve onu yanına çağırır. Çünkü çıldırmak üzeredir ve Bozca Adam’ın buna şahit olmasını, sonrasında da işini devralmasını istemektedir.
Genç adam Eskişehir'in farklı bir büyüğü olan İzmir'e vardığında, onu bambaşka bir dünyanın beklediğini fark eder. Boz Bulanık'ın, birkaç alımlı kadının, yaz sıcaklarının ve kendisinin hayalleri arasında sıkışıp kalacak mı yoksa bir çıkış yolu bulabilecek midir?
gregor kanka, bir sabah uyandığında bütün sakallarını az bir şey uzamış buldu. ertesi gün de aynı şey olunca buna epey yeşillendi.

papatya gibisin mi beyaz ve süt.

18.06.2012

bu şarkıları eskiden de dinlerdim. kalbim daha da büyümesin diye kelepçelenmeden önce. yine öyle, ya da böyle, öyle ya da böyle. mahmut abi'yle ayşen abla beni ziyarete gelmeden önce o parkta, ya da mustafa'nın yüzüne ağlamadan önce, nöbete giderken insanlar. insanlar nöbete gider. ışıl nerdesin? merve yoksun; biriniz ılık süt içsin, diğeriniz ip atlasın. gözlerimin şişeceğinden adım gibi eminim. gözlerim şişe gibidir, benim gözlerim içerisinde nerden baksan otuzbeş derece alkol barındıran birer şişe gibidir. hasan da o sıralar bana otuzbeş km kadar uzakta, düşünebiliyor musun hasanla aramızda otuzbeş km kadarcık bir mesafe var ve benzer acıları çekiyoruz. "hasan mısınız?" diye bir şiir kurmuş elin oğlu, şiire sokim bize bir şey olmaz. en büyük korkusu yarın işe gidecek olmak, işe gitmek hiç de korkutucu değil de, şarkılardan etkilenen bu gözler yok mu bu gözler, asıl bunlar korkutucu. burnumun kanamasına o kadar aşina olmuşum ki herhangi bir sıvının ters inhalasyonunda direkt kandan şüpheleniyorum. bak benim dayanamayacağım öpücük yok biliyor musun, bir kadının burnu yanağıma ne bileyim değmeye görsün, allah belamı versin. bunu kendime neden yaptığım konusunda pek çok şüphem var, agnostiğim.
- bunu kendime yapmaya neden devam ettiğim üzerine bir nutuk çekmek isterdim sana ama pek itirafkar olur, henüz o kadar yakın değilim, ya da pişman değilim, hmm bunu hatırlıyorum bir yerden.
- benim bir kitabım olsa adı ne mi olurdu, uyumayın ulaan, olurdu. sen de tutar bunu beni severdin bir yerimden.
- merhaba ben uçuk, kaçık olmayanından.
- ben de uçak, mecnun oldum teniştiğimize, çöle çakıldım.
- henüz yapamadı konu, eni konu epi topu bir oğlan çocuğu.
- sen hiç anaokulu öğretmeni olmak nedir bilir misin?
- ben anaokulu öğrencisi olmayı bile bilmem ki tutayım hanendeliğe soyunayım.
- ben kendime inat ediyorum biliyor musun, ve babam bu yıl kurbanı çifter çifter kesiyor.
- ikimiz de o kadar boktan yazıyoruz ki dedi diğer blog yazarı beni de işaret ederek, alına alına sinsice.
- bir kızım olsa adını karaca koyar mıydım bilmem ama roman yazmakta olan bir arkadaşımın isimler konusunda müthiş bir tesbihi var, hele bi roman çıksın beraber çekeriz.
- gözlerin yüzünde bu kadar güzel durmasa onları isteyebilirdim senden, ve bu bencilce bir hareket olurdu.
- biz de okuma gözlüğüne sahip bir çift olup da gözlüğümü gördün mü diye soracak mıyız.
- bak orası bataklık, oraya girme sakın.
- benden nefret ediyorsun. var olmayan bir şeyim çünkü. bur?da olup olmadığımı bile bilmiyorsun. ne zaman varım ne zaman yokum kestiremiyorsun. evin büfesinde duran kristal sürahi ve bardak takımı gibiyim. hiç başıma kötü bir şey gelmemiş gibi, ya da beni gerçekten mutlu eden bir an. canım hiç gerçekten acımamış gibi. sadece duruyorum çünkü.

- napıyosun?
- duruyorum.
- hiç süt dökmüş kedi gördün mü?
- bence dünya üzerinde bunu gören şanslı bir azınlık mevcut.
- canım kestaneli pasta çekti.

12.06.2012

forklift seslerinden uzakta

bütün yakınlarınız sizi yalnız tanıdı. feat behçet necatigil. evler. kareler ve aklar. geçen hafta akla karayı seçime gittim. akşam oldu yine bastı da karelar.
sevdiğim kadınları bağrıma basarım. -geçtiğimiz hafta izmir'in selma güneri'si ile kocası boşandılar, bu bana fena dokundu. şimdi evlerine gittiğimde o yok.- kadınları ikiye ayırıyorum, selma güneri'ye benzeyenler ve benzemeyenler.
insanları ikiye ayırıyorum, aşık olanlar ve olmayanlar. aşık olanları da ikiye ayırıyorum, ateşin içinden geçenler ve üstünden atlayanlar. üstünden atlayanlar familyasındanım. insanlar ayrıl ayrıl bitmiyorlar.
hayatım bunun şekeri az mı olmuş ne? hayatım derken hayattan bahsettiğim anlaşılmalı.
bir kadının sevgilisinin/kocasının arkasında motosiklete biniş şekli pek mühimmat taşır. yeni kadınların aynı motosikletin sürücüsünün oturduğu şekilde oturup arkadan sarılması şekli ne kadar hoş bir görüntü oluşturursa oluştursun; eski kadınların, sürücün arkasında ama yan oturuyor olma şekli bir o kadar daha hoşlar bir görüntü oluşturur, hoşlanırım.
müzikte bas, hayatta dans. ben pek edemem ama dans etmek çok, mm, nasıl desem, çok hoş bir görüntü arz edebilir. talebe bağlı elbette. taleben olayım. tabiata tabi değilim, kendimle epey yakından ilgileniyorum.
sen de seviver işte, nolcak sanki.