ama arkadaşlar iyidir



30.10.2011

kimseler beğenmiyor ama içmemiş halimi ben beğeniyorum, ama kendi kendimeyken. iki haftadır haftaiçi içmeme haline alıştık sayılır, şimdi sırada içmemiş ve içmezken birileriyle yüzyüze oturup konuşma talimleri var. son sekiz on senedir yaptığım bir şey değil bu, çok nadir, arada gelişinegüzel kaynattığım bir durum. önceden, beraber içmek için arkadaş aramak amacıyla açmıştım bu blogu, şimdi beraber içmeyebilmek için arkadaş arıyorum. gönüllüler toplansın. volunteer. ilk zamanların suskunluklarına, sıkılmış ve her an kalkıp gidecekmişim gibi duruşlarıma tolerans gösterebilecek adaylar, buna gönül koymayacak, alınmayacak, darılmayacak adaylar, haydi şimdi bütün eller havaya.

otoban kenarlarında geceleri arabanın farlarıyla ancak fark edilecek yalnız adamlar görürsünüz. bu adamlar nerden gelmektedir ve nereye giderler. arabanın farının kendisine teğet geçişiyle bir an var olur bu adamlar, sonra bir sonraki araba farına kadar karanlıkta kaybolurlar, ve sonra tekrar tekrar.

içmediğim zaman enerjim yerinde oluyor. akşam mesela, çıkıp dolanasım geliyor. hazır ehliyetime de kavuşmuşken izmir'i dolanayım istiyorum. kemalpaşa'ya gittim bugün. kahvehanede oturup koca adamları dinledim çaktırmadan. hocam dedi kahveci çırağı bana, fark etti diğerlerinden farklı olduğumu, bunu hitap ederken sergiledi. bir de at yarışı oynamayı öğrenebilsem, bir de iddaa oynamayı öğrenebilsem, o zaman tam bir halk adamı olur muyum. içmedim ya ben şimdi, aralarınızda beni tanımayanlar bundan bu kadar üstüne basarak bahsedişimi farklı ego kırıntılarına yorabilir, hiç yormasınlar ve yorulmasınlar lütfen, izmir'de dolanmaya mı çıksam, bazen yalnız yapılan şeylerin tadı olmaz, bu da onlardan biri olurdu gerçekleştirseydim. pekala saatlerce dolanabilirim tek başıma, kitapçılara alışveriş merkezlerine girip çıkıp insanları izleyebilirim, rahatlıkla karnımı doyurabilir, biralarca içebilirim, ama her zaman olmuyor, artık olmuyor. olmasın da zaten.

sakallıyken güzel bir adamdım, yakışırdı. kimi insanları hep üniformalarıyla görmeye alışırız da sivil halleri bize garip gelirdi ya, benim de sakalsız halim garip gelirdi, şimdi iki gün tıraş olmasam garip gelir, nerden nereye tanrım, saatler buna bir saat alındı.

halbuki ben bu şekilde hayatı tatlı tatlı çiğniyordum, doymaya varır gibi ağır aksak aheste çiğniyordum, birden taş çıkınca irkildim, bütün yediğime yiyeceğime pişman oldum, küfrettim. hayattan seken taşı çiğneyince, bu duygu işte bir yazar olsam anlatacağım duyguydu, ama vazgeçtim.